Ölmez Çiçeğinin Umut Veren Hikayesi - The M for me

Ölmez Çiçeğinin Umut Veren Hikayesi

Ölmez Çiçeğinin Umut Veren Hikayesi

Ölmez çiçeği, “Ebedi çiçek” olarak bilinir. Adıyla,özellikleriyle bize doğanın sonsuzluğunu da anlatır. Ölmez çiçeği, koparıldıktan sonra da solmaz ve ölmez. Farklı bölgelerde “arı çiçeği, solmaz çiçeği, leblebi çiçeği, altın otu, kudama çiçeği, güve otu ve güneş çiçeği” gibi isimlerle de anılan ölmez çiçeği, doğanın neredeyse tüm gücünü kendisinde toplayan bir sarı mucizedir.

Yaradılışının ilk zamanlarından beri ölümsüzlüğün peşinde koşan insanlık, bunu henüz başaramadı. Ancak yaşlanma ve yaşlanma etkilerini geciktirici teknolojiler her geçen gün artıyor. Ölmez çiçeği tam bu noktada mucizeler sunan özelliklere sahip. Güçlü antioksidan, cilt yenileyici ve iyileştirici özelliklere sahip bu çiçek, yaşlanma karşıtı bakım ürünlerinin gözbebeği olmuş durumda.

Bu mucizevi çiçeğin gençliği korumanın yanı sıra; yaraiyileştirici, hücre yenileyici özellikleri de bulunuyor. Bu mucizevi ölmez çiçeğinin Anadolu’da söylenegelen bir de öyküsü var.

Rivayete göre bir çoban, davarlarına baktığı ağanın kızına aşık olur. Ancak ağanın kızını çobana vermeye hiç de niyeti yoktur. “Davul bile dengi dengine çalar” der. Ama kızının da çobanda gönlü olduğunu anlayınca, hemen reddetmez. Davarlarını otlattığı yayladan, bir kır çiçeğini, solmadan kızına getirmesini şart koşar. Çoban, yayladan topladığı çiçekleri bir bir getirir. Ama hiçbir çiçek bu kadar yola dayanamaz, solar. Sonunda yürümekten ayakları yara olan çoban yataklara düşer. Annesinin yaralarına sürmek için topladığı sarı bir kır çiçeğinin günlerdir solmadığını gören çoban tekrar yollara düşer. Köye geldiğinde, çiçek yeni koparılmış kadar canlı ve tazedir. Çoban böylece muradına erer ve çiçeğin adı “Solmaz çiçeği” olarak kalır.